Selam ve dua ile…
İlk Meclis’in duvarına asılan ayette yer alan ilahi beyan, demokrasimizin bugün en çok eksikliğini hissettiği konulardan biridir.
Mustafa Kemal Paşa, Ankara’da Meclis’in açılış hazırlıkları sürerken bütün vilayetlere bir tamim yayımladı. Mübarek bir gün olduğu ve hayırlara vesile olacağı düşüncesiyle Meclis’in 23 Nisan Cuma günü açılacağını duyurdu.
23 Nisan 1920 günü geldiğinde Hacı Bayram Camii’nde büyük bir kalabalık toplandı. En önde rahleye konulmuş Kur’an-ı Kerim ve özel muhafazasında Hz. Peygamber’in Sakal-ı Şerifi bulunuyordu. Törene katılanların geçeceği yolun iki tarafına halk ve asker sıralanmıştı. Her yaştan insanın oluşturduğu alay, tekbirler getirerek Meclis’in toplanacağı binanın önüne geldi. Dualar okunduktan ve kurbanlar kesildikten sonra milletvekilleri binaya girdiler.
İlk Meclis’in duvarına, resmî ve özel tüm kurumların, şirketlerin, hatta evlerimizin toplantı salonlarında dahi yer alması gereken bir ayet asıldı. Kur’an-ı Kerim’in 42. suresi olan Şûrâ Suresi’nin 38. ayetinde geçen, “İşlerini istişare ile yürütürler.” anlamındaki “Ve emruhum şûrâ beynehüm.” ilahi kelamı bir levha hâlinde Meclis duvarına asıldı.
Gelelim günümüze…
Muhalefet, birçok konuda kendilerine bilgi verilmediğinden yakınıyor. İktidar ve muhalefet birbirlerine güvenmiyor. Meclis’in aklı iktidardır, ruhu ise muhalefettir. El ele verip ülkenin menfaati neyi gerektiriyorsa onu yapmaları gerekir. İktidarın yetmediği yerde muhalefet destek olmalı, sorunlara alternatif çözümler üretmelidir. Reel alternatifleri iktidar dinlemezse kaybeder. İyi ve doğru yapılan muhalefetin ülkeye çok büyük katkıları olur. Bizde ise güven kalmamış. Güven olmayınca ne sevgi olur ne de saygı.
Ülkenin sorunları ülke içinde halledilir. Yakın tarihteki en büyük düşmanlarımız olan ABD, İngiltere, İsrail vb. ülkelere şikâyet etmek doğru değildir. Bu bize hiçbir şey kazandırmaz.
Şu bilinmelidir ki; istişare ederken göz önünde bulundurulması gereken en önemli noktalardan biri, kime veya kimlere danışılacağı konusudur. Bu husus, yapılacak işin doğru ve hayırlı olmasına etki eder. Öte yandan aklı bir şeye ermeyen, ahlaksız ve kibirli kimselere danışmanın hiçbir yarar sağlamayacağı açıktır.
Bugün içinde bulunduğumuz durum, hem içte hem de dışta birlik olmamızı gerektirmektedir. Karşımızda düşman silahlanıp bize saldırmak üzeredir. Bunu görmezlikten gelmek gaflettir. Bilinmelidir ki bizim kendimizden başka dostumuz yoktur. Onun için yekvücut olmalı, birbirimizin arkasında durmalıyız. Parti menfaatini değil, neslimizin istikbalini düşünmeliyiz. Yoksa emperyalist ve küresel sermaye çeteleri, bizim siyasi zaaflarımızdan istifade etmeye kalkışır.
Birbirimizle candan tokalaşmalı ve birlikte meydan okumalıyız. Çünkü birlik olduğumuz dönemlerde dünyanın efendisi olduk. Bizler de bugün bu inancın içinde olmalı, çekişmekten uzak durmalıyız. Aksi hâlde kötü şeylere sebep olabiliriz. O zaman da bunun hesabını vermek zorlaşır.
Yıllardır süren suskunluğumuzu zaaf olarak gördüler, bizi hesaba katmaz oldular. Ancak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ile aslanın uykusundan uyandığını gördüler. Şimdi de Doğu Akdeniz politikamızla taviz vermeyeceğimizi ve gereken her türlü tedbire başvuracağımızı göreceklerdir.
Sabrımızı denemeye kalkmasınlar. İkaz ediyorum; çok ağır bir fatura ödeyeceklerinden şüpheleri olmasın. Çünkü inananlar dünyaya meydan okuyabilir. Şimdi meydan okuma zamanıdır.
Selam, doğru yola uyanlara olsun.
Vesselam.


YORUMLAR