Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Selim Nural
Selim Nural

Fesadın Kaynağı, Kurtuluşun Reçetesi

Ol deyince olduran, gönüllerimizi imanla dolduran Yüce Allah’ın doksan dokuz adıyla; selam ve dua ile…
İnsanların işlediği kötülüklerin, yaptıkları günahların, haksızlıkların ve yanlışların hem dünyada hem de ahirette kötü neticeleri olmaktadır. Burada sadece olayın dünya kısmından söz edeceğiz. Ancak ibret olması açısından, dünyada verilen cezalar zahiren bir musibet gibi görünse de aslında ilahi bir rahmet tecellisidir. Çünkü Allah (c.c.), bu vesileyle kullarının günahlarını terk edip doğru yola gelmelerini istemektedir.
“Kara” ve “deniz” isimleri genel bir mana ifade etmekte olup; yeryüzünde, denizde, havada, karada, ferdi, ailevi ve içtimai hayatta; devletler arası iktisadi, siyasi ve askeri münasebetlerde; bilim ve teknolojiyle alakalı gelişmelerin hayata menfi yansımalarında tezahür eden tüm bozulma ve çürümeleri içine almaktadır. Buna göre insanların yaptıkları yanlış uygulamalar, birçok endişeyi de beraberinde getirmektedir.
Karada ve denizde tufanların çıkması, bazı arazilerin bitki yetiştiremez hâle gelmesi, tatlı suların tuzlanması ve kaynak sularının azalması; gerek şehirlerde gerekse kırsal kesimlerde bozulmaların yaşanması; kıtlık, yangın ve sel gibi felaketlerin artması; ölümlerin çoğalması, geçim sıkıntısının büyümesi ve her şeyin bereketinin kaçması bunun örneklerindendir.
Tamamen maddeci bir anlayışa dayanan teknolojik gelişmelerin ve çılgınca faaliyetlerin, insanlığı daha önce hayal bile edemediği çevresel felaketlerle karşı karşıya getirmesi de bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu bağlamda toprağın, havanın ve suyun sanayi atıkları ile şehir çöpleri yüzünden durdurulamaz bir şekilde kirlenmesi; bitki örtüsünün, denizlerin ve akarsuların giderek zehirlenip yok olması; dehşet verici sonuçlarıyla dünyanın gündeminden düşmeyen haksızlıklar ve insanlara yapılan zulümlerin engellenememesi; ozon tabakasının delinmesi; yaygın uyuşturucu kullanımı; faydalı gibi görünen bazı ilaçların kullanımına bağlı olarak insan bedeninde ortaya çıkan genetik bozukluklar ve insanlara yararlı birçok hayvan türünün giderek yok olması bu bozulmanın açık göstergeleridir.
Bütün bunlara, insanın sosyal hayatındaki hızlı bozulma ve çürüme, cinsi sapıklıklar, suçlar, şiddet olayları ve son aşamada nükleer dehşet de ilave edilebilir. Bunların tümü, netice itibarıyla insanın Allah’a ve manevi-ahlaki değerlere karşı umursamazlığının; bunun yerine maddi ilerlemeyi tek hedef sayan düşünce yapısının feci bir sonucudur.
Eğer insanlar Allah’ın (c.c.) talimatları istikametinde bir hayat sürebilseler ve dünya imkânlarını, onları yaratıp hizmetlerine amade kılan Yüce Yaratıcı’nın emir ve yasakları doğrultusunda yerli yerince kullanabilselerdi; şüphesiz ki bozulmalar daha az olur, dünya hayatı adeta bir cennet hayatına dönüşebilirdi.
Kur’an’ın insanlardan istediği; ister maddi ister manevi olsun, hayatın her sahasında ilahi ölçülere dikkat etmeleri, günümüzde karşımıza çıkan acı manzaralara sebep olan bozgunculuk ve çürümeye yol açmamalarıdır. Bunun faydası kendilerine döneceği gibi, zararı da yine dünyada kısmen, ahirette ise bütünüyle kendilerine dönecektir.
Dolayısıyla tek kurtuluş yolu; tüm insanlığın Allah’ın emir ve yasaklarına uyması, her şeyi yaratılış gayesi doğrultusunda yerli yerince kullanmasıdır. Ancak daha önce gelip geçmiş toplumlara baktığımızda, kâinattaki nizamı görmezden gelerek hem dünyalarını hem de ahiretlerini mahvettiklerini görmekteyiz.
Günümüz insanına düşen görev ise onların bu hazin akıbetlerinden gerekli dersleri çıkarmak ve Hakk’ın nizamına tabi olabilmektir.
Vesselam.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

9 − five =

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER

Reklamı Geç
interstatik reklam